Ülkenin birinde bir heykeltıraş yaşarmış. Pek şahane fil heykelleri yaparmış bu adam.

Kral bir gün üşenmemiş, kalkmış heykeltıraşın atölyesine gitmiş. Bakmış ki burada sanki canlı gibi duran irili ufaklı fil heykellerinden oluşan bir müze var. Kral dayanamayıp sormuş:
"Nasıl bu kadar müthiş yapıyorsun bunları, hepsi de kanlı canlı bir fil kadar sahici görünüyorlar!"

Heykeltıraş cevap vermiş:
"Bir heykel yapacağım zaman önce nehrin kenarına giderim," demiş adam, parmağıyla az aşağıda çağlayan nehri işaret ederek;

"Biraz dolaşıp kafama göre bir ebat düşünerek işime uygun bir kaya bulup atölyeme getiririm. Şu köşeye oturturum kayayı, sonra da her sabah erkenden kalkıp karşısına geçerim. Uzun uzun bakarım ona her gün. Ne zaman tüm düşüncelerimi şu atölyenin kapısında bırakmayı başarırım, o zaman görürüm ki kayanın içinden bir fil de bana bakmaktadır. İşte o gün başlarım çalışmaya. Fil karşımdadır artık. Her şeyi temizlerim kayadan, kafamdan ve en sonunda geriye yalnızca o kalır."


güzel bir hafta dileğiyle...

0 yorum:

Yorum Gönder